29 Şubat 2008

ara zamanı

Hayatta herşeyin bir zamanı var, zamanı gelince de yaşamak gerekiyor.Yeni bir dönem , yeni bir hayat yeni bir nefes demek. Bugüne kadar kendimiz için yaşadığımız günlerden daha ilerde, farklı bir hayatı da yaşamak , öğrenmek demek. Şimdiye kadar hiç bilmediğim yeni bir dönemle tanışmaya az zaman kaldı.

Yazılarıma ara verme zamanı gelmiş artık. Evde dinlenmek, kendimi yeni hayata hazırlamak zamanı. Yeni dönemle ilgili olarak diğer blogumda yazmaya devam etmek istiyorum, ileriye benden ve bizden izler kalsın diyerek. Kimbilir yeni günler bize neler getirecek?

Mart ayı bahara merhaba zamanı, yeniden merhaba diyerek nice güzel yazılarda buluşmak üzere!

20 Şubat 2008

barok müzik

19 Şubat 2008, Anthion Chambers Orkestrası ve Barok Müzik. Yer Operet Sahnesi yani Devlet Resim ve Heykel Müzesi. Barok müzik için uygun kıyafetlerle sahneye çıkıyor sanatçılar. Bina olağanüstü güzellikte. Tarihi Türkocağı binasının restore edilmesi ile 1980 yılında faaliyete geçen Ankara Resim ve Heykel Müzesinde sergi salonları, resim atölyeleri, kütüphane ve akustik özelliğe sahip bir konser salonu bulunuyor. Bina mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından Atatürk'ün direktifleriyle 1930 yılında bitirilmiş, I. Ulusal Mimarlık döneminin en güzel eserlerinden biri olarak projelendirilmiş.

Dün geceki konserde Bach, Dowland, Vivaldi, Caccini,Handel ve diğer Barok dönem bestecilerinin eserleri seslendirildi. Gecenin sürprizi ise Almanya'nın Ankara Büyükelçisinin eşinin de solist olarak konserde yer almasıydı. Ben en çok viyola ve arp dinlemeyi seviyorum, bana huzur veriyor....

15 Şubat 2008

Modern Sabahlar

Beni daha önce sevgili blog arkadaşım yaban sobelemişti. Blog arkadaşlarından neler öğrendim? Herşeyden önce hiç tanımadığım insanlardan yardım, destek ve sevgi görebileceğimi öğrendim. İnsanların farklı sorunları ve sevinçlerini paylaşmayı öğrendim. İnternetin çok farklı amaçlarla kullanılabileceğini, karşılıklı bilgi alışverişinin ne kadar önemli olduğunu da böyle öğrendim.

Sevgili yaban senin sayende, öncelikle arkadaşlığın güzelliğini yaşadım, sonra da biraz olsun sebze yemekleri konusunda da bilgi kazandım! Ben yemek yapma konusunda son derece ilgisiz ve bilgisizim. Ne yaparsam yapayım annemin yemekleri gibi ol-mu-yor... Uğraşmak ve çaba göstermek lazım biliyorum ama bende maalesef sabır yok ki!

Fotoğraftaki 3 kişi kim, bilir misiniz? Bir ipucu, Ankara ve sabah radyo programı desem? Evet evet, onlar yani Modern Sabahlar ekibi !!! Ege Kayacan, Fahir Öğünç ve Oktay Demirci, her sabah 07- 10.00 arasında Radyo ODTU 103.1 frekansında yayın yapıyorlar. Fotoğraf 14 Şubat Sevgililer gününde Oran Panora Alışveriş Merkezinden, ilgilenenlere bilgi.

4 Şubat 2008

karamsar bir post

Bugünlerde genelde karamsarım. Medyada yer alan haberleri gördükçe umutsuzluğum artıyor. Hayatımızda her şeyin daha güzel , daha umutlu olmasını isterken devamlı olarak geriye gittiğimizi düşünüyorum. Ülkemizde trafik kazaları, altyapı eksikliği, susuzluk, enerji, eğitim ve sağlık problemleri derken o kadar çok çözülmesi gereken problem var ki. Bütün bunlar bir yana bırakılıp, gereksiz ve anlamsız (bir) konu üzerinde vakit harcanmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Okuma yazma oranımız OECD ülkeleri arasında en düşük olanı ve yine aynı 30 üye ülke arasında eğitime en az kaynak harcanan ülke de Türkiye. Bu şartlar altında uğraşmamız gereken çok önemli konular varken her gün gazeteleri açıp aynı konu(yu)ları görmekten bıktım. İlerleyen günler bize daha güzel günler getirsin diye ümit ediyorum, hayal ediyorum, istiyorum.

Fotoğraf Eryaman Göksu Park Alışveriş Merkezinden. En alt katta çocukların ders alabileceği, kayabileceği güzel bir buz pateni pisti var. Çocuklu ailelere haftasonu için tavsiye edebilirim!

22 Ocak 2008

bana ait ne varsa

Kendimle ilgili 7 gerçek için beni sobelemiş Özlem. Aklıma gelenleri sıralıyorum:
1. aslında yumuşak, sakin biriyim ama üzerime gelindiği zaman sinirli ve huysuz oluyorum. neden böyle davrandığımı bazen ben de anlayamıyorum.
2. 18 yaşından beri araba kullanıyorum ama iyi olduğumu hiç iddia etmedim. kullanmadığım araba neredeyse yok gibidir. yurtdışında olduğum zamanlar ise trenle uzun yolculuklar yapmayı çok sevdim. burada öyle bir şansım yok.
3. gezdiğim yerlerden en çok İtalya'yı sevdim. başka bir hayat, başka bir ben olsa, mutlaka İtalya'da yaşamak isterdim. o ülkede görmediğim yer azdır, tüm tren istasyonlarını neredeyse bilirim. hayata böylesine bağlı, tutkulu, yemeyi seven başka millet tanımadım.
4. okumak ve öğrenci olmak bir tutkudur içimde. arada keşke üniversitede hoca olsaydım derim.
5. evlendikten sonra daha sakin ve huzurlu bir insan haline geldim galiba. bundan dolayı sevgili eşime teşekkür ediyorum. o böylesine sabırlı olmasa, ikimiz zor geçinirdik.
6. yabancı dillere büyük bir ilgim ve merakım vardır. İngilizce ve İtalyancayı iyi, Almancayı orta derecede anlar ve konuşabilirim. bazen de keşke filoloji okusaydım derim.
7. kitapçıları , kitapları, dergileri çok severim. bir kitapçıda saatlerce dolaşır ve oturabilirim. aklıma Glasgow'daki Waterstones ve Toronto'daki Chapters kitapçıları gelir. bir yandan kahve, bir yandan kitap kokusu ne kadar caziptir!

yine yaban seni sobelesem, artık yeter aaa dersin değil mi :-)

16 Ocak 2008

Miami Sea Aquarium

Sea Aquarium, Miami, Florida. Kuşlar, ördekler, yunuslar, foklar, papağanlar, timsahlar, kaplumbağalar, ve diğer hayvanlar. Özellikle çocuklar yunusların gösterilerine bayılıyorlar. Hava güzel, hayvanlar sevimli, dolaşması pek keyifli. Olur ya, bir gün Güney Florida, Key Biscayne civarında iseniz, ziyaret etmek isteyebilirsiniz. Çocuklu aileler tüm günlerini burada geçirebilir. Ama güzel bir günün keyfini çıkarırken, siz yine de çantalarınıza ve cüzdanlarınıza dikkat edin, yoksa benim gibi bir bakarsınız fotoğraf makineniz yok olmuş :-(
Posted by Picasa

8 Ocak 2008

mezun

Güzel bir haber. Uzun zamandır bitirmeye çalışıyordum, kısmet bu güne imiş. Dersler bitti, üzerine proje ve derken yüksek lisans tezi. Tez uzun bir süreç , gece gündüz uğraşmak gerekiyor. Tam bitti derken hocanın istekleri doğrultusunda yeniden yazmak gerekli. Yazmak, araştırmak, kaynakça bulmak, dipnotları yerleştirmek derken, vakit tamam. Tez savunması zamanı geldi, karşımda 3 profesör. Biri hukuk, biri yönetim bilimleri, diğeri işletme hocası. Ne anlattım, nasıl anlattım bilmiyorum ama, hayırlı olsun dediler! Savunduğum tezin dipnot ve kaynakça kısmını gözden geçirerek teslim etmem gerekiyor. Bunu başardığıma inanamıyorum! Efendim, darısı başınıza! Daha iyi, daha güzel tezler sizin olsun :-)

28 Aralık 2007

yeni yıl


Sevgili Hande hayatımı anlamlı kılan 7 şeyi, sevgili Kıymet ise takıntılarımı sormuş. Yeni yıla hazırlık yaptığımız bu günlerde düşündüm biraz acaba neler olabilir diye.
Hayatımı anlamlı kılan 7 şey :
Herşeyden önce sağlıklı olmak, ailemizin, sevdiklerimizin sağlıklı olmasından önemli birşey yok.
Aşkım, ailem ve beklediğimiz yeni aile üyemiz.
Yeni yıla yeni umutlarla başlamak, her zaman güzeli, iyiyi istemek.
Kitaplar, dergiler, araştırmak, okumak.
Yeni yerler görmek, gezmek, yolculuk yapmak.
Her sabah erken uyanmak, güne gülümseyerek başlayabilmek.
Hayatta olduğumuza şükretmek.
Daha sonra takıntılarım nelerdir diye düşündüm. Birşeye karar vermeden önce çok araştırmak, çok okumak ve fazlaca soru sormak bende bir takıntıdır. Bu yüzden zor karar veririm. Kırmızı, siyah takıntım varken son yıllarda mor, eflatun renklerine bir takıntım başladı. Sabahları gazeteyi ilk ben okumak isterim, kitaplarımı özenle saklamak isterim. Sabah kahvaltı yapmadan evden çıkmamaya, gece dişlerimi fırçalamaya özen gösteririm. Çok düzenli olduğumu söylemek zor, ama herşey yerli yerinde ve belli bir düzende olmalı, eşya yerlerini değiştirmeyi sevmem.

Şimdilik aklıma gelenler böyle. Yeni yıldan sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum. Bir de yeni yıla şöyle güzel bir kar yağışı ile girsek, ne güzel olurdu !

sevgili yaban, bu iki farklı sobeden hangisini cevaplamak istersen, çok sevinirim!

19 Aralık 2007

Hacı Bekir

En eski 100 Dünya Markasından biri de Ali Muhiddin Hacı Bekir. Kastamonu Araç ilçesinden İstanbul'a gelmesi 1777 yılına denk geliyor. Şimdi tam da bayram ve yılbaşı öncesi. Ankara Çankaya'da yeni açılan Hacı Bekir'e uğramak lazım. İstanbul'da sadece İstiklal Caddesindeki yerlerini biliyorum. Dükkanın arka tarafında limonata içip kurabiyelerden tatmıştım. Lokumlar, akide şekerleri, ezmeler, helva, drajeler, demirhindi şerbeti, çikolatalar, kekler, şekerlemeler, ve diğerleri. Sadece lokum çeşitlerinden bazıları : sade, güllü, fıstıklı, fındıklı, cevizli, bademli, kaymaklı, naneli, sakızlı, hurmalı, tarçınlı, zencefilli ... anneannem ve annem kişniş şekerini sever, benim şu aralar favorim ise çikolatalı kayısı şekerlemesi. Ya sizin?
Posted by Picasa

16 Aralık 2007

blog sobe

Güzel çizimleri ve tasarımlarıyla tanıdığımız sevgili Bengi beni sobelemiş. Ayrıca Margotto da komşularından yazmasını istemişti. Güzel bir resim eşliğinde cevaplarımı sıralıyorum :

1. Blogda yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Blog dünyasını ilk defa internette yemek tarifleri ararken keşfettim. İlk olarak evcini sitesiyle tanıştım ve hayran oldum. Blogumun ismini de buradan aldığım ilhamla oluşturdum.

2. Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum ?
Aslında gezicini olarak genelde gezi, yemek, kültür, sanat ve mekan konuları ile ilgili olarak yazmaya çalışıyorum. Ama bazen de günlük olarak kullanıyorum. Farklı bir konu ile ilgili olarak ikinci bir blog oluşturup orada da yazmaya başladım.

3. Blogda yazmak için bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
Hayır, genelde vaktim oldukça yazmak istediklerimi önceden arşiv olarak hazırlıyorum. Fotoğraflarla da destekleyerek yazıya hazır hale gtiriyorum. Bazen evde, bazen ofiste yazıyorum.

4. Blogda yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Hayır, yazdıklarımı bazen bir günlük olarak yayınlıyorum. Güncelleme konusunda istikrarlı değilim, bazen bir hafta bazen daha uzun sürelerde güncelleyebiliyorum.

5. Blogda yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Şimdilik özel bir düşüncem yok. Yazmayı sevdiğim, imkanlarım izin verdiği ölçüde devam etmeyi düşünüyorum.

Blog arkadaşlarımdan Yaban , acaba sobemi kabul etmek ister misin?